05.23.2009
fareadam

fantastik kurmaca dünyalarda yaşamayı seviyoruz

Bu herkesteki bitmek tükenmek bilmez oyun yapma isteği nereden geliyor. Bir bilgisayar oyunu yapmak neden bu kadar zevkli ve geliştirici. Neden biraz oyun oynayan hemen herkes, bir süre sonra “ya şu oyuna falanca özelliği koysalar ne güzel olurmuş” diye bir dürtü hissetmeye başlıyor.

 

Oyun geliştirme işinin profesyonel veya amatör olarak bu kadar populer olmasını anlamak çok da zor değil. Bir insan, bu heyecan ve isteği doğru kanalize edebilirse, hem amatör hem profesyönel olarak oyun yapımına girebilir ve çok mutlu bir hayat yaşayabilir.

İster tek başına, ister bir grupla beraber bir oyun geliştirmeye kalkışmak dünyadaki en zevkli işlerden biridir. Aslında hepimiz küçük birer çocukken bile hergün ardı arkası kesilmeyen yeni oyunlar üretiriz. Bunların çoğu rol yapma oyunlarıdır. Yapılan rolün adının sonuna –cılık eki getirilmek suretiyle isimlendirilir: Savaşçılık, öğretmencilik, evcilik, doktorculuk vs.

Sanırım sanal bir dünya yaratma ve o dünyada yaşayan bir karakter haline gelme isteği genetik kodumuzda bir yerlerde duruyor. Bu yüzden büyüyüp bilgisayar oyunları ile karşılaştığımızda, hemen zevkle birer oyuncu haline geliyoruz.

Bilgisayar oyuncusu olmak sanal bir dünyada yer alma arzumuzu kısmen tatmin etse de o sanal dünyayı yaratma arzumuzu tatmin etmiyor. Bu yüzden insanlar oynadıkları oyunların içinde alt oyunlar yaratıyorlar. Örneğin MMORPG oyunlarında, roleplay server’larında olan biten şeyler oyunun normal tasarımındaki şeylerin çok ötesinde zevk verebiliyor oyuncuya. Keza oyuncuların bir oyun’un dünyasında geçen hikayeler yazmaları, dergiler çıkarmaları, machinime videoları hazırlamaları vs. de bana göre bu yaratma dürtüsünün yansımaları.

Olaya bir de oyunu yapıp yayınlayan kişiler açısından bakarsanız, bu işin neden bu kadar sevildiğini anlamak daha da kolaylaşıyor. Eger tek başınıza, veya bir grupla bir oyun bitirip yayınlamışsanız;

bu dünyadaki en büyük mutluluklar arasındadır. Bir dünya yaratmak ve bu dünyanın içinde başkalarının yaşadığını görmek neredeyse “Tanrı olmak gibi” bir his. Kendini beğenme anlamında değil… Ancak yoktan varetme ve varettiğini izlemenin zevkini tatma bakımından.

Bunun yanında oyun yapmaya uğraşan bir kişinin pek çok yeni şey öğrenmek durumunda kalması, çok yönlü olmaya başlaması ve grup halinde çalışıyorsa, grup arkadaşlarının oyuna kattığı yeni ve güzel özelliklerden zevk alması gibi olaylar da var.

Ayrıca sabah işe geldiğinizde iş arkadaşlarınızın sizi toplantıya çağırması ve toplantı konusunun “Oyundaki level 3 cinlere küçük kılıç vermeli miyiz vermemeli miyiz?” olması da bu işi en güzel kılan olaylardan biri :)

İşte bütün bu sebeplerden ötürü oyun yapmayı seviyoruz, ve oyun yapıp yayınlamak istiyoruz. Oyun yapmak zordur ama sınırları doğru çizip, doğru bilgileri edinip, sıkı bir çalışma sergileyerek herkes güzel oyunlar yapabilir.

Malesef yapmak istediğiniz oyunun sınırlarını doğru (yani bitirebileceğiniz büyüklükte) çizmek hiç kolay bir iş değil. Sanırım önümüzdeki zaman içinde bir oyunun yapım aşamaları hakkında ufak ufak yazılar yazmaya başlayacağım. Bunlardan ilki de işte bu sınır çizme (yani oyun tasarımını tanımlama) konusu hakkında olacak herhalde.

Share

Comments

  1. Cem Gencer on 05.23.2009

    peki niye microsoft’ta çalışmaya başladın? oyuna odaklı başarılı şirketler varken yani…

  2. Drey on 05.23.2009

    Severek takip ediyoruz :)

  3. arda on 05.24.2009

    evet isteriz bu yazıları. “gerçekçi” oyun tasarımı 101.

  4. Nightlord on 05.24.2009

    @cem: Microsoft’ta calismayi tercih etmemin en buyuk sebebi, yazilim muhendisligi ile ilgili ogrenmek istedigim bazi seyleri ogrenebilecegim en iyi yerin Microsoft oldugunu dusunmemdi. Ben ozellikle buyuk olcekli projelerdeki karmasikligin nasil yonetildigini, iletisim, olcme ve reaksiyon gibi konulardaki sureclerin neler oldugunu merak ediyordum. Boyle olcege dayali problemleri yasayan ve cozumler ureten dunyadaki cok az proje ve firmadan birinde bulmus oldum kendimi.

    @drey ve arda: tesekkurler… umarim okunduklarinda “yahu bosa gitti sunu okumaya harcadigimiz 5 dakika” dedirtmeyen yazilar sunabiliyorumdur :)

  5. Alcofribas on 05.25.2009

    Tam benim sevdiğim türde bir yazı olmuş. Hani binlerce sorunla boğuşurken gözümüzün önündeki basit soruları ve arayışları görmeyiz ya da hiçbiri değilse bile, bu türden olan biten hakkındaki düşüncelerimizi kelimelere pek dökmeyiz ya…İşte tam böyle. Keyifle okudum.

    Aynı türden şu yazıları da bekliyoruz:

    * Bir profesyonelin gözünden “İnsan neden demo kodlar”?
    * Demo kodlamanın arkasındaki creative arzu ve süreçler

  6. spiele bmx on 09.18.2011

    Güzel olmus=)

Leave a Reply