01.20.2010

Bugun yıllar sonra ilk defa bir irc kanalına girip oradaki bir grup arkadaş ile uzunca bir sohbete katıldım. Hem sohbetin içeriği hem de protokolü bende bazı düşünceler uyandırdı.

İster “demoscene” diye daha dar alanda ele alalım, isterse “amatör bilgisayar kültürü” diye daha geniş alanda alalım, sonuçta ortada şöyle bir olgu var. Bir grup insan var, aşağı yukarı ortak bir ilgi alanı olan. Bu ilgi alanının özelliği, içindeki bireyler bir takım ürünler üretip ortaya koyuyor, paylaşıyor, birbirine geri besleme yapıyor. Ayrıca diğer bir özellik, bu ilgi alanı bünyesinde bir ürün üretebilmek için bazı yetiler gerekiyor. Bu yetiler bazı konular çalışılıp araştırılarak kazanılıyor. Ayrıca bu ortak ilgi alanına sahip bireyler arasında bazı konularda alt uzmanlıklar var ve son olarak bu bireyler ve ürünler arasında biraz rekabet de var.

Özetlersek

Bu dört bileşen yalnızca demoscene’de değil bambaşka konularda bile demoscene’e benzer bazı sosyal gruplar oluşturabilir. Örneğin amatör edebiyatçılar için de

Şimdi asıl değinmek istediğim konu böyle bir grubun ihtiyaç duyduğu alt yapının ne olduğu. Böyle bir grubun “sağlıklı” olabilmesi için nasıl bir alt yapı olmalı.

Sağlıklı olmak ne demek

Demoscene veya amatör bilgisayar meraklılarından oluşan bir grubun sağlıklı olabilmesi ne demek bunu tanımlayalım. Daha önce bununla ilgili uzuuun bir yazım olmuştu tr-demoscene forumunda yıllar önce. Belki onu buraya da kopyalamak lazım.

Kısaca sağlıklı grup demek, içinde değişik yetenek seviyelerine “normal eğrisi” (çan eğrisi) ile dağılmış çok sayıda üye bulunan, ve bu üyelerin yine değişik kalite seviyelerine “normal eğrisi” ile dağılmış çok sayıda ürün ürettiği grup demek. Bir diğer sağlık belirtisi de yeni üye katılım hızı. Bu sayı yüksek olursa grup kalabalıklaşıyor. Yani özetle,

Eğer bunlardan biri olmazsa grubun sağlığı tehlikeye düşüyor. Ürün ve üye sayısı çok olmazsa, ürün kalitesi ve üye başarısı sağlıklı değerlendirilemiyor. Dağılım çan eğrisi olmazsa henüz düşük yetideki yeni üyeler yüksek yetideki üyelere ayak uyduramayabiliyor. Sürekli yeni katılım olmazsa, zaman içinde çeşitli sebeplerle insanlar gruptan ayrılınca (ki bu kaçınılmaz) grup zayıflayıp yok oluyor.

Şimdi tekrar sorumuza dönelim bu sağlıklı koşulların oluşması için ne yapmak gerekiyor. Aslında cevap tek bir başlıkta toplanabilir: İletişim

İletişimin Şekilleri

İletişim’in çeşitli şekilleri var. Böyle bir grup değişik hızlarda ve granülerlikte birkaç form faktörde iletişim ihtiyacına sahip. İlk aklıma gelenler

Eminim atladıklarım da vardır. Bu ihtiyaç duyulan iletişim şekillerinden bir veya birkaçını çozen hali hazırda araçlar olabilir. Forum, chat, facebook, plazma dergisi (bir gün döndürebilirsem), partiler, bloglar, parti raporları, hatta parti videoları, fotoğraflar ve tabi ürünlerin kendilerinin yüklendiği ürün database’leri hep böyle değişik ihtiyaçlara cevap verebilir. Hatta zaman içinde bunların formlari da değişebilir. Örneğin periyodik yayınların yerini bloglar, blogların yerini podcast’ler, eğitsellerin yerini vbloglar alabilir.

Bu yazıyı tetikleyen şey chat’i benim yıllardır göz ardı ettiğimi farketmem oldu, chat kanalı da aslında bir grubun takılıp muhabbet etmesi için ideal bir ortam.

Burada kritik nokta herhangi bir tipteki iletişim ihtiyacı için, doğru iletişim kanalını kullanmak. Blog yazısı olması gereken şeyi foruma, forum postu olması gereken şeyi facebook’a falan atmamak. Bunu her üye zaman içinde kolaylıkla doğal yollardan öğrenebilir. yeter ki gereken kanallar sunulmuş olsun.

İşte bizim amatör bilgisayar kültürü alemimiz içindeki temel problemlerden biri bana göre bu. İletişim kanalları ekosistemimiz yeterince geniş yelpazede değil ve grubun ihtiyaçlarını karşılamıyor. Konuyla ilgili birkaç forum eksik olana kanalların yükünden dolayı verim kaybetmiş. Herkesin haberdar olup katıldığı bir chat kanalı yok. Herkesin blog’u yok (yazacak şeyi olanları kastediyorum). Ürünler yabancı databaselerde yaşıyorlar (ki yabancı databaselerde yaşamalılar da ancak Türkiye’den yeni katılan insanların kolayca erişip ilgi duydukları ürün ve konularla ilgili kimlerle konuşacaklarını bilebilmeleri için lokal bir database’e de ihtiyaç var). Son yıllarda sosyal ağları biraz daha kullanıyoruz ama çok kısıtlı. Sağlam bir haber kanalımız yok (yine forum kullanılıyor o da ender). Eğitsel yazılar tamamen dağıtık.

İletişim Ağı

Benim uzun yıllardır hayalim, bitfellas.org gibi geniş bir portalımız olması ve herşeyin bunun içinde olmasıydı. Artık böyle bir format imkansız. Çünkü bilgi artık daha dağıtık bir yapıda. Bunun yerine artık birbirini linkleyen bir “siteler ağı” ve forum/chat kanalları olmalı diye düşünüyorum. Bu ağ içinde kişisel bloglar, bir/birkaç forum, bir/birkaç chat kanalı, bir ürün database’i, birkaç haber/inceleme sitesi (dark hardware gibi) vs gibi pekçok şey düşünülebilir. Tabii parti ve buluşmaları da unutmamak lazım. Yüzyüze görüşmeler hala insanların en iyi şekilde tanışıp kaynaşmasını sağlayan olaylar.

Böyle dağıtık bir ağ olmasının çok önemli bir avantajı daha var. Ağdaki hiçbir iletişim kanalı grubun “resmi” kanalı olmamış oluyor. Böylece bu kanalın sahibi/yöneticisi olan insanlar gruba üyeliğin “kapı muhafızlığı” gibi hem zevksiz hem de tehlikeli bir rol üstlenmiyorlar. Hem isteseler de üstlenemiyorlar, hem de onlar üstlenmediği halde başkaları da onları üstlenmiş algılayamıyor. Eğer herhangi bir iletişim kanalında bu olursa ve tıkanırsa bile başka kanallara kayabiliyor trafik. Sonuçta topluluğun genel sağlığı için daha hayırlı bir tablo oluşmuş oluyor.

İletişim kanalları bir grubun hayatını sürdürmesini sağlayan can damarları gibiler. Değişik boyda ve esneklikte damarlar vücudun değişik organlarını nasıl besliyor ve organlar arası çeşitli maddelerin değiş tokuşuna imkan veriyorsa, iletişim kanalları da grubun içinde aynı işlevi görüyor. Damarlarda tıkanıklık olduğunda o damarlardan beslenen organlar sağlıksızlaşıp bütün vücudun sağlığını bozuyorlar.

Şimdisi ve Sonrası

Henüz tam anlamıyla sağlıklı olmaktan uzak olan ancak sağlıklı olmaya ihtiyaç duyan ülkemizdeki demoscene ve amatör bilgisayar kültürü meraklılarının yavaş yavaş gereken iletişim kanallarını oluşturup artıracağı konusunda ümitliyim. Giderek daha fazla insan blog sahibi olup, bu formata uygun yazılarını forumlardan bloglara kaydırıyor. chat kanalları oluşuyor, tek partimiz 7dx serisi, bütün zorluklara rağmen devam ediyor (hem de katılımcı rekoru kırarak). Eğitseller bir şekilde artıyor.

Şu an mevcut olan partiler, forumlar ve bloglara bakıldığında bunlarda elbet bazı eksik yönler de bulunacaktır. Bu normal bir gelişim eğrisi bana göre. Nasıl ürünlerimizde, yenilerini yaptıkça kendimizi geliştiriyorsak, iletişim kanallarımızı oluşturmayı kullanmayı ve yönetmeyi de giderek daha iyi yapacağız. Ayrıca zaman geçip gruptaki üye dağılımları değiştikçe iletişim kanallarımız için yeni zorluklar ve form faktör ihtiyaçları ortaya çıkıyor. Bunlara da adapte olmakta grup olarak zorlanıyoruz.

Fakat hepsinden önemlisi sanırım bir şekilde deyim yerindeyse “irtibatı koparmamak” :) Sub optimal iletişim kanallarından yapılan yanlış anlamalarla dolu bir iletişim bile irtibatı koparmaktan iyidir.

Peki Sizce?

Sizler ne düşünüyorsunuz? Sizce hangi kanallara ihtiyaç var? Hangi kanallara artık ihtiyaç yok? Şu anki kanallarda kolayca çözülebilecek veya çözülemeyecek size çok batan problemler var mı?

Share

Comments

  1. ragnor on 01.21.2010

    Abi değinmek zorunda olduğum oldukça kötü bir yanın var. Söylenecek söz bırakmıyorsun :). Herşeyi gayet güzel detaylandırmışsın.

    Elimizdeki iletişim kanallarına bakarsak, (ve sadece demoscene üzerine konuşursak) tr-scene forumu, plazma diskmag ve yabancı portallar (pouet, bitfellas etc.). var. Forum yetersiz, plazma ölü ve yabancı portallarda az (ve genel kalitede düşük) ürün çıkardığımız için zaten pek ilgilenmiyoruz (pouet bbs’inde takılacak halimiz yoktu ya?). Bir tek demopartylerimiz gayet iyi gidiyor, ürün açısından hala büyük sıkıntılar olsa da…

    Bir irc kanalı güzel olurdu bence. Ama tabi kaç kişi ilgilenir, katılır onu bilemem. Zaten sorun biraz orada, kaç kişi umursuyor bu değindiğin iletişim sorununu? Rastgele bi irc kanalı açar gireriz yoksa bi olayı yok. Asıl mesele hangi iletişim kanalı olursa olsun insanların iletişimde bulunmak isteyip istemeyecekleri geliyor bence.

    Biraz karamsar mı oldu? Eh final dönemi falan, ondandır :).

Leave a Reply