12.31.2009

7d9’un Ardından

by Nightlord

PROLOG

toplu7d9Mart 1990 – Ankara Bahçelievler

Dikkatle ekrandaki yazıları izliyorum… Greets to tsg, scs, tln vs… Ekranda yukarıdan ve aşağıdan ortaya dogru yavaş yavaş ilerleyen renkli çizgilere bakıyorum. Daha ne kadar beklemem gerekiyor acaba. Teybe bakıyorum. Kaset  hala ilerlemeye devam ediyor. Ekranın ortasında anlamadığım bazı yazılar var. Commando – cracked by … Altında yazıyor: greets to tsg, scs, tln vs… Bu ekran az önce ortaya çıktı ondan önce bütün ekran düzensiz renkli çizgilerle doluydu. Hatta ondan önce de C-64’ümü ilk defa açmış ve klavyesine ilk defa “load” yazıp return tuşuna basmıştım. Dakikalar geçiyor. Hala aynı ekran, acaba makinede bir problem mi var. 11 yaşından beri alabilmek için para biriktirdiğim ve sonunda 13 yaşında kavuştuğum “bilgisayarım” acaba bozuk mu. Ekrandaki yazıları tekrar tekrar okuyorum anlamadan. O sırada “çat” diye bir ses. Kaset bitti. ekran hala aynı. O esnada bana vahiy geliyor ve korkarak space’e basıyorum. İşte karşımda yarım saattir (4 yıl artı yarım saat) beklediğim Commando oyunu. Meğer o baktığım ekran gördüğüm ilk intro imiş. Bütün yapmam gereken de space’e basmakmış. Daha sonra o baktığım intronun arkasındaki dünya, benim hayatımı şekillendirecek, ve 19 yıl sonra bile o dünyanın diğer üyelerine “greets” geçerken hangi efekti kullanmam gerektiğini düşünüyor olacağım.

Mayıs 2004 – İstanbul İkitelli

Hydrogen’le birkaç saat önce tanıştık. Şu anda bana 1084’te kendi piksel çalışması olan I-Royo’yu gösteriyor. Bir yandan da aslında emülatörlerin grafikerleri nasıl kahrettiğini anlatıyor bana. Ben ekrana bakıyorum, sonra bir de emülatöre bakıyorum. çok da bir fark göremiyorum o anda ama Hydrogen’e çaktırmıyorum. “Haklısın abi” falan diyorum. O farkı anlayacak olgunluğa gelmem için 40 fırın ekmek yemem gerekecek ve sonunda 2006 yazında Hydrogen’ın 2004’te anlattığı şeyleri anlayacağım. Bu arada kendi grafikerlik kariyerimde (!) dönüm noktasını birkaç dakika sonra, piksel yapmakta olan Turbo’nun omzunun üzerinden smooth atışını görerek yaşayacağım. O esnada Turbo’nun başında toplanan diğer kişilerle muhabbet olsun diye “Abi inanılmaz ya ben denedim hiç böyle olmadı” diyerek “İlk Partim Rehberi”nin temellerini atacağım

Nisan 2006 – İstanbul Kuştepe

Ekranda üç tane gemi yükseliyor. Rebels, Raven ve Resident. Nightshift 2006 Demo Compo sonuçları açıklanıyor. Daha şimdiden alkışlar var. Salondaki alkış sesi Rebels gemisinin durarak üçüncü olduğunun ortaya çıkması ile artıyor. Heyecan dorukta. Bir sonraki duran gemi ikinci olacak ve birinciyi belirleyecek. Bir ömür gibi geçen birkaç saniyeden sonra Raven gemisi duruyor. Salon yıkılıyor. Resident çığlıklar atıyor. Spritus bir buçuk metre zıplıyor. İnanılmaz bir çoşku ve mutluluk. Bir Türk partisindeki demo compo’da gördüğümüz rekabetten ve kaliteden coşmuş durumdayım. Artık tr-scene coşacak. Bu compodan sonra kimse Türk gruplarını tutamaz.

Aralık 2008 – Bellevue, WA, ABD

7d8 partisine Skype üzerinden bağlıyım. Demo compo’da bir C-64 ürünü. Joker, yıllarca forumlarda sabırla takip edip çalıştığı 6510 assembly ile ilk parti ürününü yayınlıyor büyük ekranda. Ns2006’dan beri durağanlaşan tr-scene’de 2008 yılında yeni bir scener kazanıyoruz. Süper mutluyum. Müzik compoda ise Drey’in Storm isimli parçasında kendimden geçiyorum. Türkiye’de scene’in gelişmesi için çaba sarfeden insanların harcadığı toplam emeğin  tamamına karşılık, Drey’in sadece Demodojo First parçasının durumu amorti ettiğine, Drey’in yaptığı her ekstra parça ile de sonsuz kara geçtiğimize bir kez daha kani oluyorum.

Mart 2009 – Bingen, Almanya

Son bug… Norvax yanımda hala uğraşıyor. Skate öbür yanında yardım etmeye çalışıyor. Turn Disk. Benim yapabileceğim birşey kalmamış. Solumda Datura ve Hydrogen de umudunu kaybetmiş. BP 2009 demo compoya yetişemeyeceğiz. En eski arkadaşlarımdan Norvax ile, sekiz yılın ardından döndüğü scene’de ilk defa bir demo partisindeyiz. Partideki bütün C-64çüler ve BP organizatörleri gibi Türkiye’de ve başka yerlerde scener arkadaşlarımız demoyu bekliyor. Olması gereken halin çok uzağındaki demoyu erteleme kararını zor da olsa alıyoruz. BP2009’da ürünümüzle yokuz. Tek teselli, Tesla ve Dağhan’ın verdiği Snickers ve Redbull’lar.

Aralık 2009 – Kozyatağı, İstanbul

Arcane ile otobüs durağındayız. Heyecandan çatlamak üzereyim. 4 yıl sonra ilk defa bir 7dx partisine gidiyorum. Acaba ortam nasıl olacak. Ne kadar kişi gelecek. Ne kadar ürün olacak. Ben demomu yetiştirebilecek miyim. Yine kendime kızgınım. Şu demoyu niye bitirip gelmedim yine. Onunla uğraşırken yine bir sürü muhabbet fırsatını kaçıracağım. Muhabbet ve demo işini iyi dengelemem lazım. Arcane ile coşmuş durumdayız. Sonunda otobüs geliyor. Partiden artık en fazla bir saat uzağız.

Esas Olay

Neee??? Poğaça mı??? Yine hayatta yabancı bir partide göremeyeceğimiZ son derece Türkiye’ye özgü bir güzellikle karşılaşıyorum. Partide bedava poğaça var ya. Hahah parti diye post apokaliptik bad boy’ların mekanının anlayan 90 ortası scenerları için partide poğaça ve çay servisi olmasından daha dumur ne olabilir. Poğaçalar da süperdi bu arada.

Parti mekanına girdiğim gibi böğürmeye başlıyorum. Hıaaaarrrrrrgh geldim ulan sonunda. Hemen başlıyoruz kucaklaşmalara… Vigom abim orada. Glance kardeşlerim orada. Coşku heyecan hepsi orada. Yaşasın beea.

Hemen sol arka köşede biraz gözlerden uzak bir noktaya kuruluyoruz Arcane ile. Cumartesi günü geceye kadar, demo ile ilgili çok fazla ilerleme kaydedemeyeceğim. Seminere kısa bir hazırlık yapıyorum. Skate’in “partiler tarihi” seminerinde coşuyorum. Bu arada ortada koşturan organizatör tişörtü giymiş şirin şirin gençler görüyorum. Compec üyeleri olmalılar. İki üç hafta önce Skate bahsettiğinde hemen web sitelerine göz atmıştım. Aaaa dergi çıkarıyorlar. Her kim düzenli olarak dergi çıkarabilirse benim nazarımda dört level birden atlar. Disiplin ve organizasyon demek o. Afferim koçlarım benim diye içimden geçirerek devam ediyorum partiye.

İlk saatlerde mümkün olduğunca çok kişiyle muhabbet etmeye, internetten tanışıp yüzyüze görüşemediğim pek çok arkadaşla tanışmaya çalışıyorum. Bu esnada yazıları ve araştırmacılığının fan’i olduğum Alcofribas ile sonunda tanışıyorum. Ohooo daha bu akşam bu adamla muhabbeti yardırırız diye içinden geçiriyorum.

Seminerde atıp tutuyorum birşeyler. Mümkün olduğunca relax bir tonda bir saatten biraz az vıdı vıdı edip milleti baydıktan sonra iniyorum. Birkaç genç arkadaş’ın sorularını yanıtlamaya çalışıyorum. Arada akşam yemeği için bir wonderland çıkarması yapıyoruz. demodojo, zomco, artefect ve yandaşları şeklinde özetlenebilecek bir masada yemekleri lüpletip dönüyoruz. Bu arada mekana eşim ve kuzenim gelmiş. Onlarla çok kısa görüşebiliyoruz.

Arada birkaç arkadaştan “ben bu işlere girmek istiyorum. Ama hangi dil, hangi platform… Acaba ben geç mi kaldım” gibi sorular alıyorum. Elden geldiğince bu sorulara sırasıyla “platform önemli değil, yeter ki üret”, “C++”, “niye geç kalasın” şeklinde cevaplar veriyorum.

Akşam bir ara, aralarında Beast, Ref ve Arcane’in de olduğu bir grupla yine Türk yazılım sektörünü kurtarıyoruz. Ben yine gaza gelip milletin beynini ütüledikten sonra kendimi tokatlayıp muhabbetten ayrılıyorum. Bu arada Hydrogen yine cin bakışlarla “Scene bilgisine güvenenler için sürpriz yarışma” diye bir etkinlikle çıkıp geliyor. Hah kesin yine çok zevkli bişey uydurdu bu herif. Yazılıyoruz tabi. Sonradan ortaya çıkıyor ki 4 takım halinde isim şehir scene edition…

Ulan ne zormuş yahu ha deyince S ile başlayan grafiker bulmak. Bu arada kısa sürede ortaya çıkıyor ki oyun bilgi oyunu olduğu kadar ikna ve politik yeteneğe de bakıyor. Quadratic bezier’i Hydrogen’e neredeyse kabul ettiremiycez. neyse efendim bazı kolay golleri yiyerek ve de en can alıcı noktada O harfiyle başlayan demo bulamayarak (insan kendi yaptığı demoyu hatırlamaz mı arkadaş) ikinciliği alıyoruz. Takım arkadaşlarım Ssg ve Qube ile artık önümüzdeki maçlara bakıcaz.

Aaa bi de bakıyorum saat gece yarısına yaklaşıyor. dışarıda banklar Sohbet çemberi için hazırlanıyor. Üzülerek bakıyorum. Kulaklığı takıp demoya oturuyorum. Kendi kendime Elwood Blues’un Jake Blues’a konser çıkışında arabaya binince dediğine benzer bir şekilde  “laptop hazır. 5 saat enerji içeceği içildi. Redbull tankı dolu, browser’da msdn açık… Haydi” diyerek başlıyorum

Bu saatlerde bir ara yandan bir el uzanıyor. Elde bir marul yapragının arasına konulmuş iki çiğ köfte… Elin sahibi sevgili Spaztica. Meğer dışarıya çiğ köfte gelmiş. Spaz da bir marul iki köfte kapıp bana getirmiş sağolsun. O an bu jestin nasıl ultra miktarlarda makbule geçtiğini kelimelerle anlatmam mümkün değil. Patterns of Madness’ın full versiyonunda Spaz’a special greets olacak.

Gece boyunca demodan matematik sınıfları olarak kullandığım D3DX sınıflarını çıkarıp kendi Şablonlu vektör ve matris sınıflarımı entegre ediyorum. Ayrıca kolay texture yaratma ve efekt dosyası derleme çağrılarını temizleyip bütün d3dx bağımlılığını ortadan kaldırıyorum. Beyin bu arada 5 fps’ye düşmüş. Sağolsun bir ara Scg gelip pair programming desteği veriyor. Saat sabah 10 olmuş.

son partın birleştirilmesindeki bir bug ile yaklaşık iki saat uğraşıyorum. Müzik için vakit kalmadı. Organizatörleri de zor durumda bırakmak istemiyorum. Daha fazla gecikemem. 4 efekt arka arkaya patır kütür geçiyor, kamera hareketleri ayarlanmamış, geçişler yok, müzik yok. Ama bir partiyi daha demosuz geçirmem mümkün değil. Son derece ham ve bitmemiş bir halde olsa da iyi efektler olduğu için demoyu yayınlamaya karar veriyorum. Bitmemiş bir demoyla compoya katılmanın ne ekşi bir his olduğunu bir kez daha hatırlıyorum böylece. Bir diğer içimdeki ekşilik demonun textlerinin de tam bitmemiş olması. Böylece demonun aslında benim PC scene ile ilgilenmemdeki en büyük ilham kaynaklarımdan olan Spritus’a dedike edildiğini belirten text’i koymaya bile fırsat kalmıyor. Bir ara gidip Spritus’a “abi kusura bakma ful versiyonda aslında göreceksin ama bu demo sana dedike” diyorum. Ne rezalet :)

Compolar başlıyor. Müzik compo yine en yüksek katılımlı dal. Intranet’ten katılımlara bakıyorum. Drey var, Wisdom var, Chaotique yok, Punky var, Flexi yok. Punky ile coşkulu bir başlangıç. wondrous isimli tanımadık bir arkadaştan dengeli ve güzel bir parça. Wisdom ve Drey’den iki kaliteli parça. Drey’in Machine trilogy’sini tamamladığını parçanın ortalarında anlıyorum. Parçanın ondan sonraki ikinci yarısı zaten epik bir boyuta ilerliyor. İyice bir lezzet. Keza Wisdom’ın winter syndromundan tanıdığımız ve sevdiğimiz gitar sound’u ile keyif içinde bir müzik compoyu tamamlıyoruz. Hemen akabinde kapı önünde iki master ile zevkli bir müzik muhabbeti.

Ardından Piksel grafik compo bombasını görüyorum. Arcane zaten baba bir pikselle katılacak biliyorum. Spritus yetiştirebildi mi. Turbo yine kolay bir galibiyet mi alacak derken. Amanın… O nasıl compo öyle. 4 tane süper kaliteli ürün. ben genelde compolarda 5 komşuluğunda oylar veririm. 9 – 10 zor veririm. Piksel compodaki oylarım 8,9,10,10. Turbonun grafikte hörşt diye hayvan gibi ince piksel yüksek kontrast bomba dizayn kombinasyonu karşısında yumruk yemişe dönüyorum. Ardından Spritusun devasa resminde büyücünün kıyafet texture’ı ve genel kompozisyon karşısında da coşuyorum. Oh Oh süper kaliteli bir piksel gfx compo.

Oyun yarışması da çok iyi. Gayet bitmiş çok güzel oyunlar ardı ardına ekrana geliyor. Hele beni en coşturan olay, aralarında Zomco’dan bir Amiga oyunu olması. Yıllar sonra bir Türk partisinde hiç olmayacak şey oluyor ve bir Amiga release’i var. Şahane bir olay. O da benim demo gibi compoya yetişme kaygısıyla kuşa döndürülmüş olsa da bitmiş bir ürün :) Ayrıca diğer oyunlarda da iyi ölçeklenmiş ve oyun tasarımı bakımından çok açık bırakılmamış örnekler var. Çooook çok olumlu

İllüstrasyon yarışması, genelde partilerde benim en çok hayal kırıklığına uğradığım dal. güya bu kategoriye scene olayına uzak ama grafikerlik olayı ile ilintili geniş kitlelerin katılması lazım. Ama her defasında bir avuç katılım oluyor. Katılan arkadaşlara süper saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum. ama öte yandan niye daha fazla grafikerin katılmadığını da anlamıyorum. Yine Allah’tan Arcane ve Evol var :)

Ve geliyoruz demo compoya. İlginc bir compo. Önce arasıra Msn’den konuştuğumuz Paradox’un demosu. 7d8’dekinden çok daha ileri bir ürün. Efektlerin tasarımında ve sunumunda bazı acemilikler (fazla lineer animasyonlar, sync hataları, renk uyumsuzlukları vs) göze çarpsa da kesinlikle doğru yolda bir adım. Paradox keşke şu partide olsaydı diye geçiriyorum içimden. Şu an Paradox bence Türk PC scene’deki en umut vadeden gelişme. Özellikle bu partideki demosunda yapmaya çalıştığı gelişme bana çok olumlu sinyaller veriyor. Hatta partide Gnostic’le konuştuğumuzda o da çok beğendiğini söylemişti. Paradox’un şu andaki handikapı bence görsel tasarım. Bunu iyileştirmek için ya iyi bir grafiker ile çalışmalı, ya da çok çok bol miktarda PC demosu izlemeli. Compoda kafamdaki en baskın düşüncelerden biri Paradox’un bu compoda bir önceki demosundan çok daha fazla emek verdiği bu demoyla aldığı sonunculuğu nasıl değerlendireceği. Bunu iyi değerlendirmezse olaydan soğuyabilir. değerlendirirse de (mesela üzerindeki demoları iyi incelerse) çok çok gelişebilir.

Bir diğer ilk yine bu compoda. İlk defa bir partimizde bir Speccy ürünü demo compoda. Ret ufak ve şirin bir ürünle demo compoyu renklendiriyor. Speccy’den çok anlamadığım için fazla yorum yapamıyorum. Ama her zamanki gibi yine Ref’ten şık bir logo var.

Bronx’un Mac demosu olacağını partinin başlarında duyuyorum. Nasıl birşey bekleyeceğimi bilemiyorum tabii. Ancak demo başlar başlamaz, yine Turbo vizyonlu tutarlı tasarımlı birşeyler geleceği anlaşılıyor. Şık motion gfx partlar ve gaz müzikle ilerlerken, dört saatte yaptık falan muhabbetini görünce iyice dumur oluyorum. Nasıl lan dört saat? Ben Patterns of Madness ile iki hafta uğraştım da bitiremedim. siz nasıl dört saatte bitirdiniz vay anasını diyorum. Mac te çalışan hazır motorunuz falan mı var yahu?

Ayrıca demonun her yerinden o kadar ustalık ve cilalılık akıyor ki hayran olmamak elde değil. Ya zaten benim çok da uzatmam anlamsız olacak. Ben kimim de Turbo ile Gnos’un demosunu yorumluyorum. Adamlar yine süper temiz iş çıkarmış. ellerinize sağlık valla. Benim gördüğüm en iyi Bronx demolarından biri ayrıca. Hatta louder than a bomb diyorum.

Böylece partinin sonuna geliniyor. Bir ara forumdan genç ve çekingen Junke’ye rastlıyorum. çekingenlikten sıyrılıp rahat rahat foruma yazmasını telkin etmeye çalışıyorum. Bakalım başarılı olabildim mi

Sonra sonuçlar ödüller vs… O bölümden aklımda kalan an, piksel grafik sonuçları. ikincinin anons edildiği an. yani turbo’nun ikinci Spritus’un yıllardan sonra ilk defa piksel compoda Turbo’yu geçtiğini duyduğumuz an. Turbo hemen yanımda…. Vaaaaaaay diye Turboya dönüyorum gülerek. Turbonun yüzünde kocaman pırıl pırıl bir gülümseme. Çok çok acayip tarif edemem. Neredeyse Turbonun yüzünde bir gurur var. Hani böyle karate filmlerinde sensei çekirgeyi çalıştırır, döver döver, oradan oraya atar. Ama çekirge yılmaz ve çalışır. en sonunda çekirge hocayı atar bir şekil. hoca gülümseyerek çekirgeye bakar. İşte öyle bir gülümsemeydi Turbo’nunki. Süperdi.

Ve Parti sonu… İnsanlar teker teker mekandan ayrılırken vedalaşıyoruz. Yine çok az muhabbet edebildik. Üstelik bu kaçan muhabbetin sebebi olan demo da tam bitmedi. Ama bir şekilde compoya da girdi. Ama acaba harcadım mı demoyu böyle? Partideki muhabbet şansımı harcadım orası kesin. Ama en azından geldim. Buradaydım.

İşte kafada böyle yarı mutlu yarı üzgün bir iç ses çorbası ile o dakikaları geçiriyorum. O esnada Mfk ve Ref’le kısa ve zevkli bir retro muhabbet dönüyor. Ardından süper cool Compec üyeleri ile kısa bir sohbet yapıyorum. Akıllı sorular, pırıl pırıl gençler… Dakikalar geçiyor ve gitme vakti. Compec üyelerine ve mekanda kalan diğer arkadaşlara veda edip Anadolu yakası arabası olarak, Hydrogen’in arabasına doluşuyoruz. Tipik parti sonu araba hali. herkesin kucakta monitörler bilgisayarlar olduğu bir halde araba da evlerimize yol alıyoruz. Beyinde demo müzikleri, gözlerde ağrı ve uykusuzluk, bir parti daha geride kalıyor.

Epilog

Bir scener’ın hayatında bana göre en önemli kilometre taşları, ürün (özellikle demo) release zamanları… Hatta daha da spesifik olmak gerekirse, demo’nun bittiği ve not/info dosyasının yazıldığı anlar.

O dakikaların yoğunluğuna ve önemine en yaklaşan ikinci deneyim ise bir demo partisine gitmek. Orada aynı kafada insanlarla buluşmak, konuşmak, üretilen ürünleri birbirine göstermek, tepki almak. O çok acayip bir dinamik ve sadece partiye gelmiş birisi, “partiye gelmek ve gelmemek arasındaki farkı” anlayabilir.

7d9 Türkiye partilerinde katılımcı rekoru kırıyor. Ürün miktar ve kalitesi bakımından da 7d5 ile kıyaslanabilir bir seviyede. Bu çok çok olumlu. Bakalım önümüzdeki aylarda nasıl gelişmeler olacak.

Ben Türkiye’de kalan zamanımda aile ziyaretleri arasında Patterns of Madness’ı tamamlamaya çalışıyorum. Amacım partiden sonraki iki hafta içinde tamamlamak. Bakalım olacak mı

Skate, gösterilmesi çok zor olan bir devamlılık ve tutarlılıkla partinin arkasındaki bana göre en “olduran” faktör. Herkes yorulup bırakmak istese (ki ben tr’de olsam şu an parti organize edecek gücü kendimde bulabilirmiydim bilmiyorum) bile o bırakmıyor. Helal sana kardeşim.

Datura ve Endo yine oradalar. Üzerlerine düşenleri yapıyorlar. Endo açık ara tr-scene’in en iyi sunucusu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Norvax bu yıl organizasyon boyutuyla da hayli geç dönüş yaptığı scene hayatını zenginleştiriyor. Hydrogen yine pekçok detayın arkasındaki ince eleyip sık dokuyan beyin olarak, partinin “scene partisi” niteliğini zenginleştirmeye devam ediyor. Sürpriz destekler de geliyor kahramanlarımıza. Vahşi cyberspace’in en yaman silahşörlerinden olduğu hemen anlaşılan Caisson’dan muhteşem bir web sitesi, ve editörlerin kralı, şahane insan Beast’den kritik sponsor bulma, ödül ayarlama ve duyuru yardımı. Ayrıca duyuruya dünyanın en ekşi sözlüğünün sahibi güzel dost Ssg’den yardım. tabii yine donanım yardımı ve ödül sponsorluğu ile Mfk orada.

Bu tabloya bakınca bu saydığım adamlara koşup sarılasım geliyor. Diyecek şey bulmak zor.

Tabii partiyi katılımcılar da tanımlıyor. Vigo’nun aurası, Turbo’nun ustalığı, Spritus’un ilham veren alçak gönüllülüğü, Arcane’in dinginliği ve yeteneği, Spaz’ın, Ref’in süper sohbetleri. Wisdom’ın aşmışlığı, Drey’in tanımsız boyutlardaki ustalığı, Gnos’un sessiz ama zeka fışkıran bakışları, Joker ve Hades’in gazı, Yatuyu ve Domino’nun Amigacılığı, Compec üyelerinin ortamı simültane öğreniş ve yaşayışları… Herkesi hatırlamam mümkün değil ama partide yine şahane insanlar bir araya geldi. Ve partiye bir o kadar daha değer kattılar benim için.

Partiden pek çok yapamadığım şeyi de hatırlıyorum. Alcofribas’la şöyle ful muhabbet edemedim. Chaotique ve Drey ile gitar çalamadım. Flexi, Scg, Tesla ve Dağhan ile çok çok az muhabbet edebildim. Gece sohbet çemberine katılamadım. Gnostic ile çok az muhabbet edebildim. Wisdom ile Em Hgs maçı yapamadım. Demoyu bitiremedim… Ragnor ile oyun yapımı muhabbeti yapamadım. Domino ve yatuyu ile Amiga muhabbeti yapamadım. LW3D ile çok çok az muhabbet olabildi.

Bütün bu olamayan şeylere rağmen, bir parti daha geride kaldı. Üstelik benim şahsen önem verdiğim bazı scene metrikleri açısından da hayli iyi bir parti oldu.

Ve bu üst üste sekizinci yıldır oluyor. İnanabiliyor musunuz? Ben inanamıyorum… Daha nicelerine…

Share

Comments

  1. Emir Akaydın on 12.31.2009

    Mükemmel bir party report. Özellikle organizasyonda olduğum için birçok yaşanan olayı kaçırmışım. Bu reportlar sayesinde “hadi ya, böyle bir muhabbet de mi geçmiş. tüh, kaçırdık” diyorum. En azından olan bitenden haberdar oluyorum. Bir de Nightlord’un perspektifinden geçmişten günümüze parti analizi çok hoşuma gitti. 1990 yılındaki space’e basmadan teyp atana kadar bekleme olayına da ayrıca koptum.

    Ellerine sağlık kardeşim.

  2. Süheyl Ünver (aka Chaotique) on 12.31.2009

    Harika bir parti yazısı. Tüm heyecanını dökmüşsün ve çok içten olmuş.
    Drey ile biz de üzüldük, senle gitar çalamamış olmamıza ama inşallah bir dahakine.
    Hatta bir dahaki partide ben de bu sene verdiğim arayı yarışmalara katılarak kapatmış olacağım.
    En sonunda da Nightlord’la tanışmış olmanın mutluluğu da benim için ayrı oldu bu partide. Emin ol, mühendisliğe olan sevgin, mesleğine ve yaptığına olan inancın, o gece bizi ve bizimle gelen kafileyi de oldukça etkiledi.

  3. ragnor on 12.31.2009

    Abi süper bir parti raporu olmuş, yeni yıla senin parti raporunu okuyarak girdim :). Şu demonun bitmiş halini ise sabırsızlıkla bekliyorum.

Leave a Reply