06.09.2009

natalGeçen hafta Vegas’taki E3 expo‘nun ardından hemen herkesin ortak fikri bu yılın bombasının Project Natal olduğu yönünde. Natal, bir kamera ve ileri bazı görsel/işitsel tanıma algoritmaları aracılığıyla oyuncunun hiçbir joystick benzeri alet kullanmadan oyunu oynamasını sağlıyor. Eğer izlemediyseniz youtube’de tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.

Web’de daha önceleri Wii controller ile süper interface projeleri yapan Johnny Chung Lee‘nin de önümüzdeki dönemde Natal’in ürünleştirilmesinde rol alacağını yeni öğrendim. Lee, blogunda özellikle insan vücudunu çevre öğelerden ayıran ve eklem hareketlerini 3d uzayda takip eden algoritmaların inanılmaz derecede ileri düzeyde olduğundan bahsetmiş. Örneğin Wii de elinizdeki bir controller uzayda bir veya iki noktayı temsil ederken, Natal’da 48 nokta takip ediliyor. Bu yüzden birden fazla oyuncunun pek çok eklemi aynı anda takip edilebiliyor.

Directx takımındaki bir iki arkadaşla beraber E3 keynote’u canlı (streaming) izledik. Ve benim Natal projesinden daha önce haberim yoktu. Natal bölümünde resmen oturduğumuz yerde olanları coşkuyla alkışlamaktan kendimizi alamadık :)

Natal oyun denen şeye ciddi önemli bazı yenilikler getirecek. Özellikle Milo demosuna bakarsanız orada kamera ile yüz ifadeleri ve mimikler, ses tonu, duygusal durumu algılama gibi teknolojiler gösterildi. Bu benim aklıma çok çok ilginç inanılmaz bazı uygulamalar getiriyor. Örneğin, RPG oyunlarını bir düşünün. NPC’lerle yapacağınız diyaloglarda “gerçekten rol yapmanız” gerekirse ne olur. Yıllardır masa başında veya buluşmalarda yüzyüze FRP oynayan oyuncuların bilgisayarda FRP oynamakla ilgili en büyük şikayetlerinden birinin yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlayacağını ön
görebiliriz.

Spor oyunları, aksiyon oyunları artık farklı bir boyutta “oynanacak”. Hatta yıllardır konsollarda çok da iyi oynanamayan real time strategy oyunları, Natal gibi bir arayüz ile konsolda oynanabilir hale gelecek.

Genelde bir Microsoft çalışanı olarak, bu blogda Microsoft ile ilgili şeyler yazmamaya özen gösteriyorum. Birkaç sebebi var bunun. Dediğim şeylerin resmi MS açıklaması gibi algılanmamasını istememem bunlardan biri.  

Ben daha önce MS ile ilgili birşeyler açıklamaya her çalışmamda, beni yakından tanıyan insanlar tarafından bile açıklamalarımın içeriğine değil, MS çalışanı olmama odaklanıldığını sezdim. Artı bu konuda objektif olmayan yorumlarım da olabilir. İnsanlar hangi sebeple olursa olsun MS’i sevmiyor, eleştiriyor, ürünlerini beğenmiyor olabilir ve buna son derece saygım var.

Bu sebeplerden ötürü MS hakkında birşey yazabilmem için çok çok olağan dışı birşeyler olması lazımdı. Project Natal da çok çok olağan dışı bir şey :)

Share

Comments

  1. Alcofribas on 06.11.2009

    Ben de bilakis değer yargılarına güvendiğim birinden, çalıştığı kuruma değin değerlendirmeleri duymak isterim. Hele ki bu kurum, ister sevelim ister sevmeyelim ama bilişim devrinin sacayağı ise…

    Tabii pozitif yaklaşımların dışında çok kolay olmayabilir ama, kimi teknik eksikleri-hataları da senden dinlemek isteriz.

  2. Nightlord on 06.12.2009

    Asıl zor olan teknik eksiklerden bahsetmek değil, MS ile ilgili pozitif şeylerden bahsetmek. Çünkü benim Microsoft içinde gözlemlediğim şeyler ve genel olarak izlenimim diyebilirim ki %100’e yakın çok çok çok olumlu. Genelde insanların Microsoft’la ilgili şikayetlerinin de tamamının son derece rasyonel, teknik sebepleri var (yani içinde MS’in American hükümetine casusluk yapması, Bill Gates’in aslında Şeytan olması, Microsoftun dünyayı hakimiyetine alan gizli tapınak şovalyesi olması gibi açıklamalar içermeyen sebepler :) ). Türkiye gibi romantik toplumlarda, birilerini ultimate evil, birilerini ultimate good adletmeden rahat edemiyoruz.

    Hal buyken söyleyeceğim şeyler çoğu zaman beni “çalıştığı firmayı öven” adam durumuna düşürür. Ve Microsoft’ta çalışıyor olmam orayla ilgili söylediğim şeylerdeki krediyi azaltıyor okuyucunun gözünde. Bu malesef çözümü olan bir problem değil. O yüzden bunları bloga yazmayı uygun görmüyorum. Bir gün nasılolsa yüz yüze görüşme imkanımız olur. O zaman belki…

Leave a Reply