05.25.2009

Herkesin hayatını ve duruşunu derinden sorgulayan, değiştiren ve yeniden tanımlayan bazı sanatçılar ve sanat eserleri vardır. Benim için bu sanatçıların en başında Ursula K. LeGuin gelir.

Ursula ışık saçıyor

Ursula ışık saçıyor

 

İlk defa yirmili yaşlarımın ortalarında “Yerdeniz serisi” aracılığıyla tanıştım kendisiyle. Ged olup Ogion’un öğrettiklerini anlamamak, Tenar olup kendi iç dünyanı keşfetmek, Arren olup Ged’in irfanını izlemek, hep Ursula’nın kelimelerindeki ritmik büyü ile şekillendi kafamda. Ardından “Mülksüzler” ve “Karanlığın Sol Eli”, sonraları adına sosyalbilim-kurgu dendiğini öğreneceğim, benim toplumları, tarihi ve sosyal fenomenleri anlayışımı alt üst edip, silkeleyen sanat eserleri idi.

Yıllarca, eşimle beraber kitaplarını okuyup, üzerinde saatlerce, günlerce konuştuğumuz bu büyük dahi ile tanışmanın, bir yerlerde uzaktan da olsa görmenin hayalini kurardık. Sonunda dün bu hayal gerçek oldu. Hem de hayallerimizin de ötesinde.

Portland’ın bir saat kadar doğusunda, Hood Dağı’nın dibindeki küçük bir bağımsız kitabevi, LeGuin’in son kitabı “Lavinia” hakkında sohbet ve okuma etkinliği düzenledi. Tabi biz de yaklaşık beş saat önceden yola çıkıp, dört saat kadar süren bir yolculuktan sonra oraya vardık.

Büyük bir toplantı odasında, bir kürsüde LeGuin’in konuşup, bizim birkaç yüz sandalyeden birinde oturup dinleyeceğimizi hayal ettiğimiz etkinliğin, küçük bir kitapçının ortasında, Türkiye’deki bir misafir odasının oturma grubu büyüklüğündeki birkaç koltukta olacağını öğrendiğimizde Seval’le birbirimize baktık. Bu arada bizimle gelen kuzenim Başak, ikimizi ilk defa böylesine mutluluktan sarhoş ve komik bir halde görmenin eğlencesini yaşayarak komik hallerimizin fotoğraflarını çekiyordu.

Kitabevinin sahipleriyle tanışıp biraz muhabbet ettikten sonra hemen yandaki küçük ama süper bir butik restoranda öğle yemeği yedik. İki masa uzağımızda oturan LeGuin’i hiç rahatsız etmeden tabii…

Sonra oturma grubuna döndük ve oraya bizim dışımızda gelen sekiz on kişi ile beraber, büyülenmiş halde, yaklaşık iki saatlik bir sohbete katıldık. LeGuin, Lavinia’dan bazı parçalar okudu, bazı düşüncelerini ve yazarken hissettiklerini anlattı. Biz de yaklaşık iki metre ötemizde duran, bu dingin ve dünyanın belki en bilge ve oturmuş beyinlerinden birinin, yetmiş dokuz yıllık birikiminden süzülen kelimelerin yoğunluğu ve paha biçilmezliği ile yıkandık. Sorular sorduk, cevaplar aldık, biraz daha büyüdük.

Sonunda insanlar, teker teker sıraya girip kitap imzalattılar. Ben ve Seval özellikle sona kaldık, kısa da olsa bir iki dakika daha sohbet edebilmek için. Sonunda kitaplarımızı imzalattık. İsimlerimize ve aksanımıza bakarak nereli olduğumuzu sordu. Türk olduğumuzu söyleyince, daha önce Türkçe’yi konuşulurken hiç duymadığını söyleyip, biraz Türkçe konuşmamızı rica etti. LeGuin zaten dillerin ve kelimelerin söylenme ve duyulma deneyiminin, ses ve ritminin, bazen anlamından bile önemli olduğunu söylemişti.

Hemen ona elimden geldiğince düzgün diksiyonlu bir Türkçe ile birkaç cümle söyledim (ah bir de edebiyat öğretmeni annem olacaktı ki orada, şöyle ezberinden güzel bir Orhan Vali şiirinden, bir dörtlük falan okuyacaktı). LeGuin gülümsedi ve Türkçe’nin kulağına çok güzel geldiğini söyledi. Yazma ve kurgu konusundaki kısa bir iki sorumla ilgili birkaç cevap da verdi. Ardından onun daha fazla vaktini almamak için mest olmuş bir halde iyi günler dileyip kalktık.

Bu büyük düşünür ve yazın dehasının yanından ayrılırken, ona ilk defa Türkçe konuşan kişi olmakla ilgili yoğun bir heyecan ve mutluluk yaşamaktan kendimi alamadım. Tabii hemen Lavinia’ya başladık Seval’le birlikte.

Başımızdan eksik olma Ursula…

Share

Comments

  1. ragnor on 05.25.2009

    Resmi görür görmez aman allahım dedim. Çok şanslı bi adamsın, yerinde olmayı çok ama çok isterdim :). Ahhh daha çok şey yazasım var ama söyleyecek kelime bulamıyorum aahhh, :)

  2. Emir Akaydın on 05.25.2009

    Benden çok eşim Ursula hastasıdır. Ceyda’ya “Bilgem Ursula ile tanışmış” diince “ne? nasıl? nerde?” gibi heyecanlı bir tepki aldım 😀 Ceyda tebrik ediyor ve çok şanslı olduğunu söylüyor kardeşim.

  3. Cem Gencer on 05.25.2009

    ne keyifli bir gün geçirmişsiniz; çok severim kendisini, çok zengin bir beyin…

  4. Nightlord on 06.06.2009

    Malesef site taşınması esnasında Arda ve Hades’in yorumlarını kaybettim. Arda yorumunda bu etkinlikte neden bu kadar az sayıda izleyici olduğunu sormuştu. Onu cevaplamaya çalışayım.

    Sanırım gerek olayın geçtiği yerin hayli şehir dışı, independent, ve butik bir kitapçı oluşu ve Ursula’nın da Twilight kitabının yazarı olmayışı vs birleşince böyle bir sonuç ortaya çıkmış olsa gerek :)

  5. Berker Peksağ on 09.06.2010

    Merhaba,

    Yaklaşık 1,5 yıl önce bu yazı sayesinde Ursula K. Le Guin ile tanıştım. Yerdeniz Serisini tamamladıktan sonra bir teşekkür etme ihtiyacı duydum :)

Leave a Reply