05.03.2010

Blog 2 yaşında

by Nightlord

İki yıl önce bugün başlayan bu blogda, bu yıl umduğumdan daha az yazabildim. Yine de blogdaki geçmiş yazılara tekrar bir göz gezdirdiğimde iki şeyden memnun kaldım. Birincisi, yazı sayısını, yazıların uzunlukları ve içerikleri ile beraber değerlendirdiğimde, az bulmadım. İkincisi, bu yazıların/düşüncelerin, zamanda kaybolup gitmeyip, bir yerlerde birikiyor olması güzel bir duygu.

Bugunlerde yine yazın ile ilgileniyorum. Bu sefer İngilizce bir hikaye yazmayı deneyeceğim. İngilizce yazılar için bu blogu kullanmayı düşünmüyorum. Dolayısıyla, önümüzdeki günlerde İngilizce hikaye ve çizgi roman tarzı ürünler için ikinci bir blog açacağımı duyurmuş olayım.

Ana dilim olmayan bir dilde yazmak zor olacak elbette. Fakat bunu denemek istememdeki en büyük sebep, yaşadığım yerdeki bazı yazar atölye çalışmalarına katılabilmek. Bu şekilde daha hızlı gelişebileceğimi umuyorum. Haydi hayırlısı.

Share
06.08.2009
Dikkat başınıza web 2.0 düşebilir !

Dikkat başınıza web 2.0 düşebilir !

Herşeyin sürekli kaybolduğu, bugün olup, yarın olmadığı web 2.0 alemlerinde bu blogu, ara sıra aksatsam da, bir yaşına vardırdığım ve bunu yaparken de içine pek de azımsanamayacak miktarda yazı doldurduğum için memnunum. Hem de aslan gibi de bir okuyucu kitlem var. Daha çok az sayıda fakat çok kaliteli okuyuculardan oluşuyor olsa da bu kitle, ben zaten daha ne isterim. Nitekim daha önce daha kalabalık fakat boş medya’larda yazmaya kalkmışlığım da yok değil. Ona nazaran bu blog ve onun küçük ama benim için değerli okuyucu kitlesi çok anlamlı. Eksik olmayın ey okuyucularım/arkadaşlarım.

Ve birinci yaşı kutlamak adına bugün blogda önemli bir iyileştirme yaptım. Artık paragraflarda 1.5 line spacing var. Heeeeeeyyo :) Birkaç gün önce Slate temasına geçtiğimden beri beni rahatsız ediyordu. Özellikle uzun yazılarda paragrafların okunulurluğu çok düşmüştü. Neyse ki “engin”(!!!) CSS bilgim sayesinde temanın stylesheet’inde gereken bir satırlık eklemeyi yaptım. Artık sayfa görüntüsü çok daha ferahladı kanımca.

Böyle zamanlarda geçmişe dönüp bir değerlendirme yapmayı hep çok sevmişimdir.

Read more

Share
01.13.2009

Birkaç gün önce Marshall Goldsmith ve onun sitesinden bahsetmiştim. Dr. Goldsmith’in en ilgimi çeken görüşlerinden biri, başarının insanı uzun vadede nasıl kısıtlayabildiği ve nasıl kişinin esnekliğine malolabildiği. Bu konu ile ilgili şu makaleye bir göz atın. Bir insanı başarılı yapan bazı davranış ve huyların aynı zamanda uzun vadede başarıyı kısıtlayıcı etkisi olabildiğine dikkat çeken ve kısaca ” Ama ben bu durumlarda hep böyle davranırım ve şimdiye kadar bu iyi sonuç verdi ” demenin potansiyel zararlarını başarıyla gözler önüne seriyor. Belki birgün birisi Türkçe’ ye de çevirir bu yazıyı.

http://www.marshallgoldsmithlibrary.com/cim/articles_display.php?aid=321

Share
01.08.2009

Marshall Goldsmith

by Nightlord

Bugün işyerinde, ünlü bir yönetici coach’u olan Dr. Marshall Goldsmith’in 1 saatlik bir konuşmasını izledim. Klasik geyik liderlik, vizyon, vs muhabbetlerinden çok uzak, çok çok eğlenceli ve dürüst bir konuşmaydı.

Daha önemlisi, Dr. Goldsmith, yazdığı tonlarca dokümanı da tamamen serbest bir şekilde web sitesinde yayınlamış. Mutlaka bir göz atın.

www.MarshallGoldsmithLibrary.com

Share

Her yeni yılda sanırım dünyanın dört bir tarafında milyonlarca insan kendileri ile ilgili yeni kararlar alıp hedefler belirliyor. Nightnetwork 2009’a girerken yine daha düzenli aralıklarla yazılar yazılan bir blog olma hedefini yeniledi. Nightlord kişisi de periyodik olma konusunda yeni bazı uygulamalara başladı… Read more

Share
05.15.2008

Evet en sonunda iki gün önce ben de facebook kullanmaya başladım. Uzun süre “Yahu ben o kadar çok kendimle ilgili bilginin fotoların falan online olmasını istemem” edebiyatı yaptıktan sonra, sonunda yakın bir arkadaşımızın iki yaşındaki süper tatlı küçük kızının pançolu bir fotoğrafını görüp altına yorum yazabilmek için ben de facebook’çu oldum :)

Vee bir anda dünya alt üst oldu… Hayır bütün vaktimi facebook’ta geçiriyor falan değilim. Fakat yeni bazı sistematik problemlerle karşı karşıyayım.

  1. Arkadaş ekleme ve onaylama mail trafiği
  2. Uzun süredir görüşmediğimiz arkadaşları eklerken mesaj yazmazsam kendimi kötü hissetmem.
  3. Önümüzdeki zamanda arkadaşların sayfaları ile ne kadar interaksiyona girmem gerektiğini bilememem.

Haydi birinci problem OK diyelim. Yani en kötü ihtimalle bir facebook filtresi koyup bütün mailleri hızla silebilirim. Nasıl olsa facebook sayfasında onaylama ve eklemeleri yapabiliyorum. Gönderilen mesajlar falan da orada birikiyor. (Acaba oradaki mesajları Inbox 0 ile organize etmelimiyim)

İkinci problem daha büyük. Örneğin bazı arkadaşları orada bulduğuma gerçekten çok seviniyorum. Yani mesela yolda rastlamış olsam bir saat süper sohbet ederiz. Ama facebook deneyimi yolda yürüken aynı anda 37 arkadaşınıza rastlayıp hangisine “N’aber?” diyeceğinizi bilememeye benziyor. Ya üç gün kendimi kapatıp hepsine düzgün şekilde mesaj yazmam lazım, ya da zamana yayıp bazılarının bir süre biraz bozulmasını (“Eşşek herif o kadar arkadaş olarak ekledik hiç sesi çıkmadı”) göze almam lazım.

Keza üçüncü problem de benzer uzantı. Milyon tane ufak uygulamadan minimum sayıda samimi interaksiyonu seçip onları kullanmak lazım. Yani yok çiçek gönderdi, yok vampir ısırdı muhabbetlerine ben girmem ihtimalen ama arada bir resimlere yorum yazmak vs isterim. Bu ne kadar ölçeklenebilir bunu da bilmiyorum

Yani temel soru şu. Şimdi sosyal yönden “iyi bir insan” olmaya çalışarak facebook arkadaşlıklarınızı yürütmenin zaman bedeli nedir? Günde ortalama bir saat mi? Üç saat mi? Arkadaş sayısı çarpı n dakika mı?

Kendimi adetlerini bilmediğim yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hissediyorum :)

Share
05.13.2008

Az önce sabit sayfalar arasına kendi GTD uygulayışımın mekanik detaylarını anlatan bir sayfayı ekledim. İşletim sistemi klasörlerini kullanarak nasıl ultra-taşınabilir ve her bilgisayar ve işletim sistemi ile kullanılabilen bir sistem elde ettiğimi bu yazıda görebilirsiniz.

 

Share

Evet artık ben blogda GTD hakkında atıp tutarken okuyucuların, “Yahu bu GTD de ne ola ki?” dediklerinde bakabilecekleri hayli geniş bir özet (sanırım ilk Türkçe GTD kaynağı) sağ taraftaki GTD Sayfalarında hazır durumda.

Hepsini tamamlamam biraz zaman aldı ama neredeyse kitabın üçte birinde bahsedilen kadar materyali aşağı yukarı aynı büyüklükte Türkçe olarak açıklamaya çalışmış oldum. Tabii ki kitabın yerini tutması mümkün değil ama en azından kitap Türkçe yayınlanana kadar başlangıç noktası olarak yardımı olur umarım.

Ve dediğim gibi asıl önemli tarafı, benim blogda yazacağım ve kitapta olmayan kişisel verim ipuçları ve yorumlarını burada yayınlarken, okuyucuların referans olarak kullanabileceği bir grup bilgi artık orada.

Oh be… :)

 

Share
05.05.2008

Bu hafta sonu GTD ile ilgili ilk bilgileri yazdım. Tek bir sayfa olarak yazmayı planladığım yazı önce üç sayfaya ardından da dokuz sayfaya uzadı. Ben şu an bu dokuz sayfanın beşini yazmış durumdayım (sayılır). Yani olay yine kocaman bir eğitsel dizisine dönüştü. Güya amacım bu değildi.

Neyse ne yapalım… Sonuçta ben bu blogda ileride sürekli küçük GTD ipuçları yazıları yazıyor olacağım zaten. Bunları ilk gören site ziyaretçileri için, ekranın kenarındaki o sabit sayfa linklerini kullanarak, GTD hakkında nispeten detaylı bilgi alma imkanı olması, sanırım faydalı olacak.

Ayrıca sanırım bu GTD referans materyalini Plazma dergisinde de yayınlıyor olacağım. Doğrudan bigisayar ile ilgili bir konu olmasa da “Amatör Bilgisayar Kültürü” demek, hobilere ve dolu bir profesyönel hayata sahip olmak demek, Plazma’nın hedef kitlesi olan amatör bilgisayar kurcalayıcılarının, zamanlarını ve projelerini nasıl verimli yöneteceklerine dair ipuçlarından çok faydalanabileceğini düşünüyorum.

 

Share
05.03.2008

Sitenin Teması

by Nightlord

Biliyorum sitenin şu anki teması WordPress’in klasik teması, ve bu benim gibi teknik geçinen birisi için biraz utanç verici. Sayfanın üst bölümündeki iğrenç gradient efektinin renklerini bile değiştirmedim. Yani neredeyse şirketinizdeki, o hani bilgisayar bilgisi bakımından çok da uzman kabul etmediğiniz, satış ve insan kaynakları elemanlarının, kendileri için yaptıkları, bir kalıptan çıkmış, hepsi birbirinin aynı bloglar var ya, işte nightnetwork de o seviyede. Peki sorun bakalım neden?

Öncelikle satış elemanları ve insan kaynakları çalışanları hakkında az önceki cümlede belirttiğim gibi düşünüyorsanız zaten yanılıyorsunuz? (hmm Nightlord kıvırıyor mu ne… ) Hayır kıvırmıyorum. Aslında bu sitedeki en çok konuşacağımız konulardan birisi olan “Verimlilik” konusu, hem programcı veya mühendis olmayan bilgi çalışanlarının neden önemli olduğunu cevaplıyor, hem de benim php, html ve css biliyorken ve başka herhangi bir web teknolojisini de muhtemelen bir haftada öğrenebilecekken, neden daha iyisini kendim yapmayıp da WordPress’i  (ve onun “klasik” temasını) kullandığımı açıklıyor.

Sözün özü, şu an hayatımdaki en değerli kaynak haline gelmiş olan “Zaman” ve “Düşünce” kaynaklarımın artık bir damlasını bile gereksiz ve maddi/manevi bir dönüşü olmayacak olan mücadelelere ayıracak cömertliğin kalmadığıdır. Bu sert ve somut gerçekle aslında hepimiz karşı karşıyayız ama çok azımız bunun farkındayız. Benim hayatımda şu an, portfolyoma custom tasarlanmış bir blog yazılımının katılmasının, bana hiçbir getirisi olmadığı gerçeğini kabul etmem gerekti. Ne kadar bunu yapmaktan zevk alacak olsam da buna harcayacağım eforu daha faydalı projelere ayırabilirim.

Beni tanıyanlar daha faydalı proje derken, “para getiren proje” veya “Amme hizmeti” kastetmediğimi zaten bilirler :) İhtimalen bir oyun veya demodan bahsediyorumdur.

Share