Post Breakpoint Euphoria
Evet daha yeni kendimize geliyoruz!… Sonuçta büyük bir kütleyi harekete geçirip hızlandırabildiyseniz, bu mutlaka zaman almıştır. Aynı kütleyi yavaşlatıp durdurmak da birden bire olamıyor.
Breakpoint partisinin son ayağı olan BP2010 geride kaldı.
Daha önemlisi yıllardır üzerinde çalıştığımız Snapshot demosu artık çıktı. Beklediğimiz gibi partideki C64 demo yarışmasını kazandı, ve umduğumuz gibi C64 scene’in büyük bölümü tarafından C64 tarihindeki önemli demolardan biri olarak adledilir oldu. (Bu yazının yazıldığı an itibariyle, oylamanın artık aşağı yukarı durağanlaştığı günlerde 60 oyla 9.3 puanla CSDB’de bütün zamanların en iyi demoları listesinde 4. sırada). Ayrıca c64 dışındaki platformların scenerlarından da partide çok iyi tepkiler aldık.
Breakpoint Öncesi Son Günler
Yine, bir önceki gece geç saatlere kadar çalışmış olmanın yorgunluğu ile başa çıkmaya çalışıyorum. Bu sene sonuncusu yapılacak olan dünyanın en büyük demoscene partisi Breakpoint’in 2010 ayağına artık sadece 4 gün var. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın heryerinden 1000 bilgisayar manyağı, orada olacak, ben de perşembe günü yola çıkıyorum. şu an kafamdan geçenleri yakalayıp kayda dökmek istedim.
Patterns of Madness, Pouet’te Ayın En İyisi
7d9 partisinden sonra tamamlayıp yayınladığım Patterns of Madness adlı 64K PC demom, bugün itibariyle uluslararası scene portalı Pouet.net sitesinin Top Of The Month listesinde birinci sıraya yükseldi. Tabii bu nispeten düşük kaliteli ürünlerin olduğu bir aydayız demek
Ancak yine de şu an bütün ülkeler ve bütün platformlarda yayınlanmış 102 scene ürünü arasından birinci sırada olmak da yine de güzel bir duygu. Ayrıca benim scene’deki ilk chart başarım diyebiliriz
Demoscene ve İletişim
Bugun yıllar sonra ilk defa bir irc kanalına girip oradaki bir grup arkadaş ile uzunca bir sohbete katıldım. Hem sohbetin içeriği hem de protokolü bende bazı düşünceler uyandırdı.
İster “demoscene” diye daha dar alanda ele alalım, isterse “amatör bilgisayar kültürü” diye daha geniş alanda alalım, sonuçta ortada şöyle bir olgu var. Bir grup insan var, aşağı yukarı ortak bir ilgi alanı olan. Bu ilgi alanının özelliği, içindeki bireyler bir takım ürünler üretip ortaya koyuyor, paylaşıyor, birbirine geri besleme yapıyor. Ayrıca diğer bir özellik, bu ilgi alanı bünyesinde bir ürün üretebilmek için bazı yetiler gerekiyor. Bu yetiler bazı konular çalışılıp araştırılarak kazanılıyor. Ayrıca bu ortak ilgi alanına sahip bireyler arasında bazı konularda alt uzmanlıklar var ve son olarak bu bireyler ve ürünler arasında biraz rekabet de var.
İnsan Neden Demo Yapar
Aklı başında iş güç sahibi bir insan, neden aylarını, bazen yıllarını verip, sonunda para getirmeyen, herhangi bir problem çözecek işlevselliği olmayan birşey üretir. Sonuçta demoscene’de yayınlanan demolar tam olarak böyle şeyler.Demoscene ile alakası olmayan bir arkadaşa birkaç demo gösterdiğimde, “Bu ne büyük bir kayıp, bunun yerine git birhuzurevinde yaşlılara falan yardım et” demişti
Tabii x yapmak yerine hayır işi yapmak hemen her eylem için söylenebilecek birşey. Mesela, resim yapacağına, kitap okuyacağına, veya spor yapacağına git huzurevinde yaşlılara yardım et. Bunu söyleyen arkadaş elbette yargılamak için söylemedi ve kimseye faydası olmayan birşeye neden bu kadar efor harcandığını sorguluyordu. Bu doğru bir sorgulama
İşte bu noktada biraz daha derine bakmak gerekiyor. Blogu takip edenler geçmişte “neden oyun yapıyoruz” konulu bir yazım olduğunu hatırlayacaklar. Bu sefer oradaki kadar kolay bir cevap veremiyorum.
7d9′un Ardından
PROLOG
Mart 1990 – Ankara Bahçelievler
Dikkatle ekrandaki yazıları izliyorum… Greets to tsg, scs, tln vs… Ekranda yukarıdan ve aşağıdan ortaya dogru yavaş yavaş ilerleyen renkli çizgilere bakıyorum. Daha ne kadar beklemem gerekiyor acaba. Teybe bakıyorum. Kaset hala ilerlemeye devam ediyor. Ekranın ortasında anlamadığım bazı yazılar var. Commando – cracked by … Altında yazıyor: greets to tsg, scs, tln vs… Bu ekran az önce ortaya çıktı ondan önce bütün ekran düzensiz renkli çizgilerle doluydu. Hatta ondan önce de C-64′ümü ilk defa açmış ve klavyesine ilk defa “load” yazıp return tuşuna basmıştım. Dakikalar geçiyor. Hala aynı ekran, acaba makinede bir problem mi var. 11 yaşından beri alabilmek için para biriktirdiğim ve sonunda 13 yaşında kavuştuğum “bilgisayarım” acaba bozuk mu. Ekrandaki yazıları tekrar tekrar okuyorum anlamadan. O sırada “çat” diye bir ses. Kaset bitti. ekran hala aynı. O esnada bana vahiy geliyor ve korkarak space’e basıyorum. İşte karşımda yarım saattir (4 yıl artı yarım saat) beklediğim Commando oyunu. Meğer o baktığım ekran gördüğüm ilk intro imiş. Bütün yapmam gereken de space’e basmakmış. Daha sonra o baktığım intronun arkasındaki dünya, benim hayatımı şekillendirecek, ve 19 yıl sonra bile o dünyanın diğer üyelerine “greets” geçerken hangi efekti kullanmam gerektiğini düşünüyor olacağım.
7d9′a sadece iki hafta kaldı
19 – 20 Aralık 2009′da gerçekleşecek bu muhteşem organizasyona bu yıl ben de fiziksel olarak katılıyorum sonunda (en son 7d8′e siber olarak katılmıştım da). Cumartesi bir de küçük seminerim var hatta. Ama daha da önemlisi bugünlerde partiye ufak da olsa bir ürün hazırlamaya çalışıyorum.
Eğer hasbel kader bu blogu okuyorsanız ama 7d9′ dan haberdar degil veya gitmemeyi düşünüyor iseniz sözüm size.
MUTLAKA ama MUTLAKA bu partiye gitmeye bakın. Harika olacak. Süper insanlarla karşılaşacak ve süper iyi vakit geçireceksiniz. Anlatabileceğim gibi değil, öyle böyle değil…
Partinin muhteşem de bir web sitesi var. Eğer henüz bakmadıysanız, bütün işinizi bırakın ve şimdi parti sitesine bakın. Fan bölgesinde kendinizi kaybedin
Hele bir de partiye gelirken yanınızda scene ürünü getiriyorsanız, temelli coşacak ve hayat boyu unutamayacağınız bir hafta sonu geçireceksiniz.
Eğer daha önce hiç bir demoscene partisine gitmediyseniz ve hala emin olamıyorsanız ilk partim rehberine bakabilirsiniz.
7dx Partilerinin büyüsü

Senenin en güzel günleri yaklaşıyor. Her 7dx partisi beni neden bu kadar heyecanlandırıyor? Bunu cevaplamak zor. En az ürün çıkan 7dx ayaklarında bile süper heyecanlanıyorum. Sanırım biraz hala ilk partim olan 7d4′ün büyüsünden tam kurtulamamış olmanın etkisi var.
7d9′a Yaklaşırken
Yine uzun bir aradan sonra bloguma birşeyler karalama zamanı.
Çünkü alemlerin en güzel olaylarından biri her yıl olduğu gibi bu yıl da yaklaşıyor.
Üstelik bu yıl fiziksel olarak da orada olacağım. Elimin dolu olmasına çalışacağım.
Blogda Fırtına Öncesi Sessizlik
Birkaç ay önce, Breakpoint 2009 demo yarışması için hazırlayıp yetiştiremediğimiz yeni Glance demosu için, gücümüzün son damlasını da akıtıp, bu masif, devasa, ve ortalığı sallayacak demonun bitiş çizgisine varması için çalışıyoruz.
Bugüne kadar yayınladığım, yapımında yer aldığım altıncı Commodore 64 demosu olacak bu. Daha önce hiçbir demoda bu kadar zorlanmamıştım. Çok ciddi bir ölçek problemi bu demonun yapımından aklımda kalan şey olacak. Başka bir deyişle şu demonun yapımı boyunca kaç defa kendi kendime, “Ulan yap yap bitmiyor yahu” dediğimi artık hatırlamıyorum.
Gerçekten bu büyüklükteki bir demoda, inanılmaz miktarlarda detay ve iş çıkıyor uğraşılması gereken, ve insanın gerçekten bir peygamberin sabrına, bir keçinin inadına ve bir cücenin savaşçılığına sahip olması gerekiyor. Demonun müziğinde olacak bir frame’lik bir hata, veya iki part arası geçişte bir rasterda olacak 8 piksellik titreme, demoya yatırılan onca emeğin, onbinlerce satır kodun, yüzlerce saatlik grafik ve müzik eforunun hepsine gölge düşürebiliyor.
Bu yüzden bugünlerde NightNetwork biraz sessiz. Nightlord da biraz yorgun ve gergin. Önümüzdeki iki üç hafta içinde bir fırtına kopacak. O fırtınayı “mükemmel fırtına” haline getirmek dileğiyle…

Yazılım geliştirme savaşları, verim artırma mücadeleleri, oyun ve demo yapma maceraları, yazın üretme arayışları... Çok yönlülük ile maymun iştahlılık arasında biryerler...